Demir Yolu Çocukları

Stok Kodu:
9786051212333
Boyut:
13.50x19.50
Sayfa Sayısı:
216
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
2
Basım Tarihi:
2019-09
Çeviren:
Fikret Arıt
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%20 indirimli
64,00
51,20
9786051212333
617872
Demir Yolu Çocukları
Demir Yolu Çocukları
51.20

Roberta, Peter ve Phyllis çok mutlu üç çocuktu. Anneleri dünyanın en iyi annesi, babaları yüzünü hiç asmayan anlayışlı bir babaydı. Bir gün iki adam geldi ve babalarını götürdü. Artık anneleriyle bir başlarına kalmışlardı. Londra'da da kalamadılar bu olaydan sonra. Bir köye taşındılar. Köyde yaşamak zordu ama bir o kadar da şaşırtıcı şeylerle doluydu. Arkadaşları trenler oldu burada. Onlarla bazı maceralar yaşadılar hatta. Belki paraları yoktu ama kalpleri sıcacıktı, sevgi doluydular ve hayata umutla bakıyorlardı...

Çocuklar, sırf yoksul insanlar için çok güzel bir kitap yazmasından ötürü tutuklanan ve Sibirya'ya gönderilen bu adama duydukları yakınlığı göstermeyi çok istiyorlardı. Ona gülümseyebilirlerdi elbette, gülümsüyorlardı da ama insan boyuna gülümserse bu gülümseme bir sırtlan sırıtışı gibi yapışırdı yüze ve artık dostça bir gülümseme olmaktan çıkar, budalaca bir hâl alırdı. O bakımdan, çocuklar başka çarelere başvurdular. Yabancı konuğun koltuğu, yonca, gül ve hasekiküpeleriyle çevreleninceye kadar ona çiçek taşıdılar.

Roberta, Peter ve Phyllis çok mutlu üç çocuktu. Anneleri dünyanın en iyi annesi, babaları yüzünü hiç asmayan anlayışlı bir babaydı. Bir gün iki adam geldi ve babalarını götürdü. Artık anneleriyle bir başlarına kalmışlardı. Londra'da da kalamadılar bu olaydan sonra. Bir köye taşındılar. Köyde yaşamak zordu ama bir o kadar da şaşırtıcı şeylerle doluydu. Arkadaşları trenler oldu burada. Onlarla bazı maceralar yaşadılar hatta. Belki paraları yoktu ama kalpleri sıcacıktı, sevgi doluydular ve hayata umutla bakıyorlardı...

Çocuklar, sırf yoksul insanlar için çok güzel bir kitap yazmasından ötürü tutuklanan ve Sibirya'ya gönderilen bu adama duydukları yakınlığı göstermeyi çok istiyorlardı. Ona gülümseyebilirlerdi elbette, gülümsüyorlardı da ama insan boyuna gülümserse bu gülümseme bir sırtlan sırıtışı gibi yapışırdı yüze ve artık dostça bir gülümseme olmaktan çıkar, budalaca bir hâl alırdı. O bakımdan, çocuklar başka çarelere başvurdular. Yabancı konuğun koltuğu, yonca, gül ve hasekiküpeleriyle çevreleninceye kadar ona çiçek taşıdılar.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat