Gökten Melekler İner Öyküler

Stok Kodu:
9786059490825
Boyut:
13.50x19.50
Sayfa Sayısı:
144
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2020-11
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
30,00
9786059490825
711526
Gökten Melekler İner
Gökten Melekler İner Öyküler
30.00

Dört kardeştik, Salı Pazarı'ndan alınan bayramlık giysilerimiz, Portakal Hüseyin Amca'nın dükkanından veresiye aldığımız gıcır gıcır ayakkabılarımız, misafir odasındaki sedir üzerine çeyiz gi bi dizilirdi. Sık sık kapı eşiğinden içeriye bakardım. Kadife panto­lonum ve karyoka ayakkabılarım, kardeşleriminkinden hep güzel görünür keyiflenirdim...Hayalimde giyinir, el öpmeye gittiğim Pa­kize Halam, Mehmet Amcam, Kadir Dayım ve Emine Yengem'in bu cici giysiler içinde beni gördüklerinde daha fazla para verecek­lerini düşleyip sevinirdim. Annemin gri bir mantosu vardı. Yüklük­ten çıkarır, ütüler, kol içine ipek eşarpını koyar ve kapı arkasına asardı. Babam, bayram için ceketini ters-yüz edilsin diye mahallemizdeki terzi Ömer'e verirdi. Yetişmeyecek endişesiyle heyecanla­nır, öfkelenir, hop oturur hop kalkardı. Babam "aptest alanın yüzü­ne nur iner" demişti. Yanından geçtiğim insanların, ışıl ışıl parlayan yüzüme baktıklarını hisseder, utangaç, hafif kızararak, imren lokan tasının önünden, Çarşı Camii'ne doğru babamın ardı sıra bayram namazına giderdim. Namaz ertesi kabristana gitmek adetti. Aile ve eş dost mezarları ziyaret edilir, fatihalar okunup, dualar yapılırdı. Sonra eve döner, merak ve heyecan ile kasap beklerdik. Avlular komşuydu. Sağ tarafta Zehra Teyzeler vardı. Bahçesindeki armut ağacı bizim tarafa dal vermişti. Koparmak için can atardık. Ötesinde Kavak Kadriye'lerin avlusu, Kocadonlu'ların tezek koku­lu bahçesi, içinde dört döndüğüm Çavuş Emine Halamın avlusu uzanır­dı. Diğer tarafta Aydede'nin üstü tahta ve çinko kaplı salaşı, Meddet'lerin nar ağaçlı bahçesi, Gombak Ali'lerin daracık avlusu vardı. Evler­den kurbanlıkların meee, meee' sesleri yükselir, yanan ocakların du­manı raksederek serin, mavi göğe karışırdı. Kavak Kadriye'lerin du­varına bitişik erik ağacmın altına çukur kazardık. Sağlamca bir dala ip ve kanca asılırdı. Kurbanı burada keserdik. Anneannemin sabırla tığladığı, dut işlemeli patiska bezi, baraka penceresinde, kurbanın gözünü kapatmak için kasap amcayı beklerdi...

Dört kardeştik, Salı Pazarı'ndan alınan bayramlık giysilerimiz, Portakal Hüseyin Amca'nın dükkanından veresiye aldığımız gıcır gıcır ayakkabılarımız, misafir odasındaki sedir üzerine çeyiz gi bi dizilirdi. Sık sık kapı eşiğinden içeriye bakardım. Kadife panto­lonum ve karyoka ayakkabılarım, kardeşleriminkinden hep güzel görünür keyiflenirdim...Hayalimde giyinir, el öpmeye gittiğim Pa­kize Halam, Mehmet Amcam, Kadir Dayım ve Emine Yengem'in bu cici giysiler içinde beni gördüklerinde daha fazla para verecek­lerini düşleyip sevinirdim. Annemin gri bir mantosu vardı. Yüklük­ten çıkarır, ütüler, kol içine ipek eşarpını koyar ve kapı arkasına asardı. Babam, bayram için ceketini ters-yüz edilsin diye mahallemizdeki terzi Ömer'e verirdi. Yetişmeyecek endişesiyle heyecanla­nır, öfkelenir, hop oturur hop kalkardı. Babam "aptest alanın yüzü­ne nur iner" demişti. Yanından geçtiğim insanların, ışıl ışıl parlayan yüzüme baktıklarını hisseder, utangaç, hafif kızararak, imren lokan tasının önünden, Çarşı Camii'ne doğru babamın ardı sıra bayram namazına giderdim. Namaz ertesi kabristana gitmek adetti. Aile ve eş dost mezarları ziyaret edilir, fatihalar okunup, dualar yapılırdı. Sonra eve döner, merak ve heyecan ile kasap beklerdik. Avlular komşuydu. Sağ tarafta Zehra Teyzeler vardı. Bahçesindeki armut ağacı bizim tarafa dal vermişti. Koparmak için can atardık. Ötesinde Kavak Kadriye'lerin avlusu, Kocadonlu'ların tezek koku­lu bahçesi, içinde dört döndüğüm Çavuş Emine Halamın avlusu uzanır­dı. Diğer tarafta Aydede'nin üstü tahta ve çinko kaplı salaşı, Meddet'lerin nar ağaçlı bahçesi, Gombak Ali'lerin daracık avlusu vardı. Evler­den kurbanlıkların meee, meee' sesleri yükselir, yanan ocakların du­manı raksederek serin, mavi göğe karışırdı. Kavak Kadriye'lerin du­varına bitişik erik ağacmın altına çukur kazardık. Sağlamca bir dala ip ve kanca asılırdı. Kurbanı burada keserdik. Anneannemin sabırla tığladığı, dut işlemeli patiska bezi, baraka penceresinde, kurbanın gözünü kapatmak için kasap amcayı beklerdi...

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat