İşletmelerde İyi Asker Sendromu

Stok Kodu:
9786057623201
Boyut:
16.00x24.00
Sayfa Sayısı:
110
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2019-02
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%20 indirimli
30,87
24,70
9786057623201
395784
İşletmelerde İyi Asker Sendromu
İşletmelerde İyi Asker Sendromu
24.70

Sanayi devriminden bu yana, “çalışma hayatı” gündelik hayatımızda işgal ettiği yer açısından önemli bir konuma gelmiş bulunuyor. Hatta öyle ki, aile hayatı, iş hayatı, sosyal zaman gibi söylemleri sıklıkla kullanıyoruz. Bu durum gösteriyor ki; insan köylerden kasabalara, kasabalardan kentlere, kentlerden ise kurumlara terfi etti. Şimdilerde; kimimiz, ailemizle ve arkadaşlarımızla geçirdiğimiz zamandan daha fazla zamanı “işimizle” geçiriyoruz. Hal böyle olunca; çalıştığımız kurum, kurumdaki yöneticiler, astlarımız ve iş arkadaşlarımız da hayatımızın önemli parçaları haline geldi, geliyor, gelmeye devam edecekler. Gündelik etkileşimlerimiz çalıştığımız yerlerde hayat bulurken, doğamıza ait olan “elseverlik”, bir diğer deyişle yardımlaşmak, fedakârlıkta bulunmak gibi huylarımızı da iş hayatımıza taşımaya başladık. Davranışlarımızı pek tabi ki sergilendikleri ortamdan bağımsız düşünemezdik ve baktık ki iyi asker sendromuna yakalanmış örgütsel vatandaşlar gerek fazladan çalışarak gerek kendi iş tanımlarında olan görevlerin üzerine eklenecek fazladan görevleri kabul ederek ancak karşılığında ödüller almadıkları gibi, yarattıkları beklentiler neticesinde hezeyanlara uğrayarak çalışır oldular! Onların sesini duyurmak için, literatüre dönerek araştırmalarıma başladım ve fark ettim ki; örgütsel vatandaşlık davranışları gösteren çalışanlar kurumları için fedakârlıklar yapan ve çok kazandıran çalışanlardı. Peki, o iyi vatandaşlar ne gibi durumlarla karşılaşıyorlardı?

Sanayi devriminden bu yana, “çalışma hayatı” gündelik hayatımızda işgal ettiği yer açısından önemli bir konuma gelmiş bulunuyor. Hatta öyle ki, aile hayatı, iş hayatı, sosyal zaman gibi söylemleri sıklıkla kullanıyoruz. Bu durum gösteriyor ki; insan köylerden kasabalara, kasabalardan kentlere, kentlerden ise kurumlara terfi etti. Şimdilerde; kimimiz, ailemizle ve arkadaşlarımızla geçirdiğimiz zamandan daha fazla zamanı “işimizle” geçiriyoruz. Hal böyle olunca; çalıştığımız kurum, kurumdaki yöneticiler, astlarımız ve iş arkadaşlarımız da hayatımızın önemli parçaları haline geldi, geliyor, gelmeye devam edecekler. Gündelik etkileşimlerimiz çalıştığımız yerlerde hayat bulurken, doğamıza ait olan “elseverlik”, bir diğer deyişle yardımlaşmak, fedakârlıkta bulunmak gibi huylarımızı da iş hayatımıza taşımaya başladık. Davranışlarımızı pek tabi ki sergilendikleri ortamdan bağımsız düşünemezdik ve baktık ki iyi asker sendromuna yakalanmış örgütsel vatandaşlar gerek fazladan çalışarak gerek kendi iş tanımlarında olan görevlerin üzerine eklenecek fazladan görevleri kabul ederek ancak karşılığında ödüller almadıkları gibi, yarattıkları beklentiler neticesinde hezeyanlara uğrayarak çalışır oldular! Onların sesini duyurmak için, literatüre dönerek araştırmalarıma başladım ve fark ettim ki; örgütsel vatandaşlık davranışları gösteren çalışanlar kurumları için fedakârlıklar yapan ve çok kazandıran çalışanlardı. Peki, o iyi vatandaşlar ne gibi durumlarla karşılaşıyorlardı?

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat