Kral Davud'un Yıldızı - 2

Stok Kodu:
9786057687678
Boyut:
13.50x21.00
Sayfa Sayısı:
480
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2020-07
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%33 indirimli
120,00
80,40
9786057687678
697581
Kral Davud'un Yıldızı - 2
Kral Davud'un Yıldızı - 2
80.40

Değirmenin arka tarafındaki tesbih ağacının altında oturuyorlardı. Hava iyiden iyiye serinlemişti. Sonbaharın gri bulutları gökyüzünde gezinmeye başlarken, ortalıkta sarıdan turuncuya, kırmızıya, bakır rengine dönmüş bir toprak kokusu vardı. Ovanın ortasında dolanan rüzgarlara kapılan çakır dikenleri, çeti dikenleri oradan oraya savrulup duruyordu. Inceden bir toz bulutu küçük bir hortum gibi yükselmiş ejderhayı andıran heybetiyle Güneyden Kuzeye doğru giderek direkleniyordu. Kuş cıvıltıları doldurmuştu koyakları. Ötelerden, tepelerdeki çalı kümelerinin altında karnını doyurmaya çalışan kekliklerin sesi geliyordu bir yükselip, bir alçalarak. Irmağın suyu azalmış, değirmenin şakırtıları hafiflemişti. Hep böyle olur. Yaz sonuna doğru ırmakları besleyen kaynak kar suları azalınca, ırmaklardaki su seviyesi de düşer. Kışın ve İlk baharda yatağına sığmayan, taşan ırmaklar, Sonbaharda neredeyse kuruyacak seviyelere kadar düşer. Daha bir dingin, kıyılarını zorlamadan, sakince akmaya başlar. Ağustos böceklerinin inanılmaz gürültüsünde iner, kalkar ortalık. Dere kenarlarında kuruyup kalmış hıltanların, mor çiçekli kangalların, kevenlerin hışırtısı rüzgarda savrulur durur, gece gündüz...

Değirmenin arka tarafındaki tesbih ağacının altında oturuyorlardı. Hava iyiden iyiye serinlemişti. Sonbaharın gri bulutları gökyüzünde gezinmeye başlarken, ortalıkta sarıdan turuncuya, kırmızıya, bakır rengine dönmüş bir toprak kokusu vardı. Ovanın ortasında dolanan rüzgarlara kapılan çakır dikenleri, çeti dikenleri oradan oraya savrulup duruyordu. Inceden bir toz bulutu küçük bir hortum gibi yükselmiş ejderhayı andıran heybetiyle Güneyden Kuzeye doğru giderek direkleniyordu. Kuş cıvıltıları doldurmuştu koyakları. Ötelerden, tepelerdeki çalı kümelerinin altında karnını doyurmaya çalışan kekliklerin sesi geliyordu bir yükselip, bir alçalarak. Irmağın suyu azalmış, değirmenin şakırtıları hafiflemişti. Hep böyle olur. Yaz sonuna doğru ırmakları besleyen kaynak kar suları azalınca, ırmaklardaki su seviyesi de düşer. Kışın ve İlk baharda yatağına sığmayan, taşan ırmaklar, Sonbaharda neredeyse kuruyacak seviyelere kadar düşer. Daha bir dingin, kıyılarını zorlamadan, sakince akmaya başlar. Ağustos böceklerinin inanılmaz gürültüsünde iner, kalkar ortalık. Dere kenarlarında kuruyup kalmış hıltanların, mor çiçekli kangalların, kevenlerin hışırtısı rüzgarda savrulur durur, gece gündüz...

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat