Sığınamayanlar Ölüm Koridorundan Mülteci Pazarlığına

Stok Kodu:
9786053313892
Boyut:
13.50x19.50
Sayfa Sayısı:
176
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2016-08
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
%15 indirimli
15,74
13,38
9786053313892
487617
Sığınamayanlar
Sığınamayanlar Ölüm Koridorundan Mülteci Pazarlığına
13.38

İç savaşın yurtlarından ettiği Suriyeli mültecilerin göç yollarında yaşadıkları uzunca bir zaman görmezden gelindi. Mülteciler, geçiş ülkelerindeki yerel halkla “karşılaşma”larında çoğu zaman yalnız bırakıldılar. Kamplarda, sokaklarda ve iş yerlerindeki zorluklar, onları Ege ve Akdeniz'in “ileri”sine doğru bir ölüm yolculuğuna mecbur bıraktı. Ve dünya, mültecilerin sessiz çığlığına kulak tıkamaya devam etti. Küçük bir çocuğun bedeninin Bodrum kıyılarında belirdiği o meşum eylül sıcağına kadar. Suriyeli mülteciler, ancak kitlesel olarak Avrupa'nın kapılarına dayandıklarında gündem olabildiler. Peki, Alan Kurdî'nin geride bıraktığı “insani kriz” ile dünya nasıl başa çıkmaya çalıştı? Egemenler, sayısı milyonlarla ifade edilen Suriyeli mülteci nüfusla nasıl bir çıkar oyunu oynadı? Geri Kabul Anlaşması'nın tarafı Türkiye bu oyunun neresinde durdu? Elinizdeki kitap tüm bu sorulara cevap veriyor. Ercüment Akdeniz, Suriye Savaşının Gölgesinde Mülteci İşçiler'de Suriyelilerin Türkiye'ye girdikleri andan itibaren yaşadığı sömürü ve baskı cenderesini bir gazeteci titizliğiyle anlatmıştı. Şimdi de, ilk kitabın devamı niteliğindeki Sığınamayanlar'da, ölüm koridorlarında yaşanan kıyımın perde arkasında dönen pazarlıkları gözler önüne seriyor.

Ercüment Akdeniz'in, kısaca Sığınamayanlar adını taşıyan bu kitabının Türkiye'de göç ve göçmenler meselesini sınıfsal bir perspektifle ele alması ve verilerini birinci elden alan çalışmalarıyla destekliyor olması bakımından, içinde bulunduğumuz dönemde bu konuda yapılmış çalışmalar içerisinde son derece önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyorum.

İç savaşın yurtlarından ettiği Suriyeli mültecilerin göç yollarında yaşadıkları uzunca bir zaman görmezden gelindi. Mülteciler, geçiş ülkelerindeki yerel halkla “karşılaşma”larında çoğu zaman yalnız bırakıldılar. Kamplarda, sokaklarda ve iş yerlerindeki zorluklar, onları Ege ve Akdeniz'in “ileri”sine doğru bir ölüm yolculuğuna mecbur bıraktı. Ve dünya, mültecilerin sessiz çığlığına kulak tıkamaya devam etti. Küçük bir çocuğun bedeninin Bodrum kıyılarında belirdiği o meşum eylül sıcağına kadar. Suriyeli mülteciler, ancak kitlesel olarak Avrupa'nın kapılarına dayandıklarında gündem olabildiler. Peki, Alan Kurdî'nin geride bıraktığı “insani kriz” ile dünya nasıl başa çıkmaya çalıştı? Egemenler, sayısı milyonlarla ifade edilen Suriyeli mülteci nüfusla nasıl bir çıkar oyunu oynadı? Geri Kabul Anlaşması'nın tarafı Türkiye bu oyunun neresinde durdu? Elinizdeki kitap tüm bu sorulara cevap veriyor. Ercüment Akdeniz, Suriye Savaşının Gölgesinde Mülteci İşçiler'de Suriyelilerin Türkiye'ye girdikleri andan itibaren yaşadığı sömürü ve baskı cenderesini bir gazeteci titizliğiyle anlatmıştı. Şimdi de, ilk kitabın devamı niteliğindeki Sığınamayanlar'da, ölüm koridorlarında yaşanan kıyımın perde arkasında dönen pazarlıkları gözler önüne seriyor.

Ercüment Akdeniz'in, kısaca Sığınamayanlar adını taşıyan bu kitabının Türkiye'de göç ve göçmenler meselesini sınıfsal bir perspektifle ele alması ve verilerini birinci elden alan çalışmalarıyla destekliyor olması bakımından, içinde bulunduğumuz dönemde bu konuda yapılmış çalışmalar içerisinde son derece önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyorum.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat