Suriye Savaşının Gölgesinde Mülteci İşçiler

Stok Kodu:
9786053313175
Boyut:
13.50x19.50
Sayfa Sayısı:
155
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2014-11
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%15 indirimli
12,04
10,23
9786053313175
505659
Suriye Savaşının Gölgesinde Mülteci İşçiler
Suriye Savaşının Gölgesinde Mülteci İşçiler
10.23

Suriyeli mültecileri hedef alan linç olayları, memleketi sosyal depremlerle sarsan kırılmış bir fay hattına işaret ediyor. Mültecilerin evleri yakılırken atılan “Ne mutlu Türküm diyene” sloganı örneğin; Almanya'da Türkiyeli işçilerin evleri yakılırken atılan “Turken Raus (Türkler Dışarı)” sloganına ne kadar da benziyor...

Elinizdeki kitap, onların yani ırkçı saldırıların hedefindeki mültecilerin hayat hikâyelerini anlatıyor. Can pazarının yaşandığı sınır boylarından kendilerini Türkiye'ye zor bela atmış ve Türkiye hükümeti tarafından çeşitli sözler verilerek gelişleri teşvik edilmiş mültecilerin hayat hikâyelerini dinlemek pek de kolay olmadı doğrusu. Bu trajediyi ve Suriye'den Türkiye'ye kadar uzanan hayat hikâyeleri boyunca yaşanan çelişkileri en iyi ve en cesur anlatanlar yine mülteci proleterlerdi. Kitap, aynı zamanda, ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı Türkiyeli işçi ve emekçilere; “sınıf kardeşliği”ni temel alan enternasyonalist bir mücadele perspektifi öneriyor.

Şimdi...

Uzak diyarlardan, bir kırım yangınından kaçıp sınırlar aşarak Türkiye'ye gelen Afgan çocuk işçilerini dinlemeye hazır mısınız?

Omar, Cuma, Awad, Hassan, Kadriye, Muna ve diğerleri... Suriye savaşının gölgesinde evsiz, ekmeksiz ve vatansız bırakılmış mülteci işçilerle tanışmaya var mısınız?

Suriyeli mültecileri hedef alan linç olayları, memleketi sosyal depremlerle sarsan kırılmış bir fay hattına işaret ediyor. Mültecilerin evleri yakılırken atılan “Ne mutlu Türküm diyene” sloganı örneğin; Almanya'da Türkiyeli işçilerin evleri yakılırken atılan “Turken Raus (Türkler Dışarı)” sloganına ne kadar da benziyor...

Elinizdeki kitap, onların yani ırkçı saldırıların hedefindeki mültecilerin hayat hikâyelerini anlatıyor. Can pazarının yaşandığı sınır boylarından kendilerini Türkiye'ye zor bela atmış ve Türkiye hükümeti tarafından çeşitli sözler verilerek gelişleri teşvik edilmiş mültecilerin hayat hikâyelerini dinlemek pek de kolay olmadı doğrusu. Bu trajediyi ve Suriye'den Türkiye'ye kadar uzanan hayat hikâyeleri boyunca yaşanan çelişkileri en iyi ve en cesur anlatanlar yine mülteci proleterlerdi. Kitap, aynı zamanda, ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı Türkiyeli işçi ve emekçilere; “sınıf kardeşliği”ni temel alan enternasyonalist bir mücadele perspektifi öneriyor.

Şimdi...

Uzak diyarlardan, bir kırım yangınından kaçıp sınırlar aşarak Türkiye'ye gelen Afgan çocuk işçilerini dinlemeye hazır mısınız?

Omar, Cuma, Awad, Hassan, Kadriye, Muna ve diğerleri... Suriye savaşının gölgesinde evsiz, ekmeksiz ve vatansız bırakılmış mülteci işçilerle tanışmaya var mısınız?

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat